
"...Ağır ağır girdi, kokulu bir yağ kandilinin aydınlattığı loş iç odaya geçti, kapıyı bir kere daha örttü, Tanrıçanın önünde yanan buhurluğa bir kere daha bir parça günlük attı, bir kere daha alacakaranlığın içinde düşünceye, Tanrıçanın düşlerine dalmak üzere, Tanrıçasının önüne oturdu. İsis'ti bu. Ama Horus'un anası İsis değil. Yoksun kalmış İsis’ti bu. Arayış içindeki İsis. Boyalı mermerden tanrıça, yoksunluğun, arayışın yeğin acısında yüzünü kaldırmış, eteklerinin incecik yivli süsünün içinden bir bacağını ileriye atıyordu. Ölü Osiris'in, ölüp parçalanmış, parçalan dağılmış, ölmüş parça, parça koparılmış, uçsuz bucaksız Dünyaya parça, parça dağıtılmış Osiris'in parçalarını aramaktaydı. Elleriyle ayaklarını bulmalıydı onun. Yüreğini, butlarını, başını, karnını bulmalı parçalarını bir araya getirip derlenmiş bedenine, o beden bir daha ısınıncaya değin, yeniden dirime, uyanana, İsis'e sarılabilene, onun karnını bereketlendirebilene kadar sarılmalıydı."
D.H.Lawrence - "Ölen Adam"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder